Hanedan Umre

Hz. Peygamber'in Hicret Güzergâhı ve Medine Hissiyatı

Yazı Boyutu:

Medine-i Münevvere'ye yapılan yolculuk, sadece coğrafi bir yer değişimi değil; ruhsal ve zihinsel bir hicrettir. Bu ziyaret, Asr-ı Saadet iklimine misafir olmak, İslam tarihini yerinde anlama ve tanıma imkânı sunar.1. Manevi Hicretin AnlamıZiyaretçi, Medine'ye giderken kendisinin de adeta hicret etmekte olduğunu düşünmelidir. Bu, mecazi bir hicrettir ve iki anlam taşır:Günahlardan Hicret: Hz. Peygamber'in buyurduğu gibi, öncelikle "Allah'ın yasaklarını terk etme" (Buharî, İman, 4) anlamında bir hicrettir. Yani kişi, haram kıldığı yasakları terk etmektedir.Asr-ı Saadet'e Hicret: İkinci olarak, ruhen ve zihnen on dört asır öncesine, Asr-ı Saadet'e bir yolculuk yapmaktır. Medine'de bulunmak, Resûlullah'ın (s.a.s.) teneffüs ettiği atmosferi solumak ve O'nun mütevazı hayat tarzını hayal etmek büyük bir ayrıcalıktır.Sahabenin Mucizesi: Usul âlimlerinin de belirttiği gibi, 23 yılda kaba cahiliye insanlarının nasıl saadet toplumuna dönüştüğü, başlı başına mucizevi bir değişimin ve Resûlullah'ın peygamberliğinin ispatıdır.2. Mescid-i Nebevî'de TefekkürMescid-i Nebevî, Medine toplumunun kalbi ve İslam medeniyetinin tesis edildiği merkezdir. Ziyaretçi, bu mekânda şunları tefekkür etmelidir:Sadelik: Mescid-i Nebevî'nin etrafındaki o günkü yerleşim yerlerinin sadeliği, sahabenin mütevazılığını ve kardeşlik samimiyetini gözler önüne serer.Vahiy İklimi: Zihninde, mescidin kumlardan kaplı zemini, hurma dallarıyla gölgelenen ön kısmı ve Ashab-ı Suffa'ya ayrılmış mekânını canlandırır. Orada nice vahiylerin öğretildiğini ve medeniyetin temelinin atıldığını hatırlar.Kendini Sorgulama: Kişi, hayalen o mecliste bulunurken, kendisinin Resûl-i Ekrem'e karşı tavrının nasıl olacağını, Allah ve Resul sevgisinin mi yoksa dünya hırsının mı ağır basacağını içtenlikle sorgular.3. Kabr-i Saadet Ziyareti ve AhdHz. Peygamber'in kutlu yolculuğunun bu kısmı, manevi hazzın en yoğun yaşandığı bölümdür.A. Sahabeden Ders AlmakMümin, Resûlullah'ın dönemine yetişememiş olsa da, onun mekânına ulaşmanın bilinciyle yaşar ve Ashab-ı Suffa'ya giderek o ahlâk-ı Muhammediyye'yi onlardan öğrenmeye çalışır:Hz. Ebû Bekr'den teslimiyet ve tasdik.Hz. Ömer'den adalet ve medeni cesaret.Hz. Osman'dan edep ve hayâ.Hz. Ali'den ilim ve şecaat.B. Huzurda OlmakKabr-i Saadet ziyaretinde kişi, âdeta hayattaymışçasına sükûnet, vakar ve en derin edeple huzura varır:Mahcubiyet: Onu hakkıyla tanıyamamanın, sünnetlerini yeterince yaşayamamanın ve lâyık bir ümmet olamamanın mahcubiyeti ile selam ve salât eder.Bağlılık: Ona olan inancını, teslimiyetini, bağlılığını ve sebatını ifade eder.Sünnetin Anlamı: Sünnetin sadece şekil taklidi değil, aynı zamanda Mekke'den Medine'ye giden nebevi yol ve "Medeniyet Projesi" olduğunu düşünür (Emanet, adalet, kardeşlik, hoşgörü gibi makarim-i ahlak).C. Bey’at EtmekKişi, "Hiçbir şeyi Allah ve Resûlü'nün önüne geçirmeyeceğine" ($Hucurat \ 49/1$), "onu kendisine güzel bir örnek edineceğine" ($Ahzâb \ 33/21$) dair söz verir, âdeta biat edercesine kendi kendine taahhütte bulunur.4. Ravza ve İlk HalifelerZiyaret esnasında:Her namazını Mescid-i Nebevî'de kılmaya gayret eder.Fırsat buldukça, hadiste Cennet bahçelerinden bir bahçe olarak nitelendirilen Ravza-i Mutahhara'yı (Hz. Peygamber'in evi ile minberi arası) ziyaret eder ve nafile namaz kılar (izdihama yol açmamak şartıyla).Ebedi istirahatgâhında yanında bulunan Hz. Ebû Bekr ve Hz. Ömer'e (r.a.) selam verir ve onlara dua ederek, İslam'a olan büyük hizmetlerini yâd eder.